Bagciklogo2

Giris_yap Kayit_ol

 
Günlerdir Türkiye’nin zaferi tartışılıyor. Bu bir mucize mi yoksa talih mi? Fatih Terim başarılı mı yoksa sadece şanslı mı? Fatih Terim’i diğerlerinden farklı kılan ne?
Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez... İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın... Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece. Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinle...
Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyi de yaşarmış. Köpekleri ve atları, otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider, futbol oynar, güzel kızlara bayılırmış... Bir gün Tanrı'ya "Büyüdüğüm zaman neler istediğimi buldum, uzun uzun düşünüp" demiş... "Neler"... Demiş Tanrı... "Bir büyük evde yaşamak isterim. Ön kapısında heykeller olsun. Arka kapıda iki St. Bernard köpeği... Uçsuz bucaksız bir bahçe içinde... Uzun, çok güzel ve çok müşfik bir kadınla evlenmek isterim. Siyah saçlı, mavi gözlü, gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyley...
Herkesin haber, makale, bilgi ve yazılarını ekleyebileceği özgür paylaşım platformu. Haber, makale, bilgi ve yazı ekleyebileceğiniz kategoriler: Aile, Astroloji, Bahçe, Basın Bildirisi, Bilgisayar, Bilim, Blog, Casting, Çevre, CGI, Cinsel Yaşam, CSS, Devlet, DHTML, Diğer Herşey, Dinler, Diyet, Domain, DVD, E-Kitaplar, E-Ticaret, Eğitim, Eğlence, Email, Email Marketing, Emlak, Erkekler, Etkinlikler, Ev Aksesuarları, Ev Dekorasyon, Evden Çalışmak, Evlilik, Finans, Fitness, Gazeteler, Habercisin, Hayvanlar, Hobiler, HTML, İlişkiler, İnsan ve Yaşam, İnternet, İş Dünyası, Javascript, Kadınlar, Kariyer, Kitap Tavsiye, Kişisel Yeterlilik, Komik, Komünikasyon, Kültür ve Sanat, Magazin, Marketing, Mekanlar, Metafizik, Moda ve Kozmetik, Mortgage, Motivasyon, Multimedia, Müzik, Network, Ödüller, Otomobil, Oyunlar, Politika, Popüler Siteler, Promosyonlar, Psikoloji, Reklam, RSS, Ruhlar Alemi, Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Satış Ortaklığı, Satış ve Pazarlama, SE Optimizasyon, SE Pozisyonları, SE Taktikleri, Seyahat, Sigortacılık, Sinema, Şirket Yönetimi, Site Güvenliği, Sosyal Yayınlar, Spam, Spor, Tavsiyeler, Teknoloji, Televizyon, Telif Hakları, Trafik Analiz, Turizm, Ünlüler, Ürün İnceleme, Video, Virüsler, Web Hosting, Web Tasarımı, Webmasterlar, Yatırım, Yayımcılık, Yazarlar, Yiyecek İçecek.
Japonya'da bir çocuk 10 yaslarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış.Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş.. Hoca: Getir çocuğunu..bir bakalım, demiş. Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğusevmiş ve: Tamam demiş..yarin eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz. Ertesi gün çocuk geldiğin...
Yirmili yaşlarının başındaki genç adam, ‘Bana paranın önemsiz olduğunu hiç kimse söylemesin’ diye mırıldandı, neden sonra duruşuna mağrur bir eda vererek cümlesini tamamladı: ‘Ben materyalistim arkadaş!’ Hayatımda ilk defa birisinin hiç utanıp sıkılmadan kendisini böyle tanımladığını duyuyordum. Hani paraya önem veren çok insan görmüş ve dinlemiştim ama paraya verdiği önemi militan materyalistliği ile telif edene ilk defa rastlıyordum. Aslında bu delikanlı bir kuşağın şarkısını terennüm eder gibiydi. Uğruna yaşanacak ve ölünecek değerleri olmayan, hayatı kendi benliği ekseninde anlayan ve tanımlayan maddeci bir kuşak, anne babalarından farklı olarak, bu tutumlarını cümle âleme ilan etmekte beis görmüyorlardı.
Birinci ve en önemli ders Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: “Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?..” Bu herhalde bir çeşit oyun olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50´lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olu...
Artık kimse, eski zamanlarda büyük bir keyifle dinlediği müzik parçalarından bir nefeste yediği muhteşem yemek çeşitlerinden söz etmediği gibi, bir arkadaşının dostluğundan, iyiliğinden ve insanlığından konuşmaz oldu. Kötülükler, olumsuzluklar dost muhabbetlerin ( pardon konuşma meclisleri demek gerekir) yerini almış, güzellik ve iyilik haz vermez olmuş insanlara. Olumsuzluk yoksa, yaratılmış ve başkalarının kirli çamaşırlarının bulunamadığı zamanlar kendi kirlilerimizle yetinir olmuşuz. ...
Eğer "yapamam" diye bir sözcük olmasaydı, sürekli bunu söyleyip durmazdık, değil mi? Evet, bu bırakması zor bir alışkanlık. Üstelik çoğu zaman söylediğimizin bile farkında olmadığımız göz önüne alındığında daha da zor. Emin olmadığınız bir durumla karşı karşıya kaldığınızda içinizdeki bilgisayar hemen uyarı veriyor ve "Yapamam" ekran koruyucunuz devreye giriyor. İçgüdüsel olarak davranıyor ve aslında kaybediyorsunuz. Bir yaşam koçu ve kaygı yönetimi uzmanı olan Sharon Taylor "Size ''yapamam'' dedirten en önemli şey korkudur" diye açıklıyor. "Bütün bir geceyi yeni tanıştığınız ...
Hayatı ucundan değil tam ortasından yakalayın "Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek." Özdemir Asaf'ın dizelerinden de anlaşılacağı gibi hayatın hızlı akışına uyum sağlamak için belki de hayatın güzelliklerini kaçırıyoruz. Oysa güneşin batışını keyifle izlemek ya da daha az televizyon izleyerek günü daha uzun yaşamak sizin elinizde.. Yapmanız gereken sadece biraz yavaşlamak... * Adına hayat denen o gizemli ve tahmin edilemeyen olgunun tadına varmak için, onun gizini aramayı en aza indirin. Yaşamın zevkine varmak için onu anlamak zorunda değilsiniz. *Neli dondurm...
İnsanın başına umulmadık olaylar,istenmeyen haller gelebilir.Kimine göre herşey bitmiştir artık.Bundan sonra hiçbir iş yapamaz halde hisseder kendini.Varını yoğunu işine yatırmıştır ama olmamıştır,yapamamıştır. Dünyanın sonu mu geldi??? Hayat devam etmiyor mu? Sağlığın yerinde değil mi? Niye oflayıp pufluyorsun ki. Kim tepeden başarılı olarak inmiş.Kim hiçbir zorluk çekmeden başarılı olmuş,Kim hiç iflas etmeden veya gerilemeden başarılı olmuş.?????????????
Bazen gün içinde duyduğumuz özlü ve güzel bir söz motivasyonunuzu anında yükseltebilir. Bu tür sözler sıradan günlerde taze bir nefes almanızı sağlayabilir. Bazı insanlar bu tür sözleri keserek sanki gözlerine sık sık takılsın diye işyerlerinde ki masalarının çevresinde oraya buraya asarlar. Bu sözlerin faydası olmaz diye düşünmeyin. Siz fark etseniz de etmeseniz de iş yerinin havasını değiştirip insanların başarı ve motivasyonunu artırıcı etkisi vardır. Artık günümüzde insanların neden çok çalışmak zorunda olduklarını anlamaları ve hatırlamaları gerekiyor. Her insan da farklı motive edileb...
User-icon-smbdilek 23-07-2007 11:33 insan koniks motivasyon 1 kişi
Yenilmişliğin verdiği umursamazlık! Ne güzel duygudur o Her şey biter, partiyi kaybedersiniz. Kimseye çaktırmadan içinizden derin bir “oh” çekersiniz. Kameralar kazanın yanındadır. Elinizden geleni yapmanın huzuru vardır üzerinizde, çok çabalaşmışsınızdır. Gecelerce uykusuz kalıp bu güne, bu ana hazırlanmışsınızdır. Olmamıştır, “nedeni” başkalarına karın ağrısı olur. Ne olduysa göz açıp kapayana kadar olmuştur aslında... Kimileri bu halinize “tecrübesizlik” der. Kimileri gençliğinize yorar.
Kuzey yarım küredeki ülkelerde yaz ayları genellikle iş yaşamının duraksadığı, işlerin yavaşladığı dönemlerdir. Yaz aylarında büyük şehirlerde nüfus azalır, alışveriş ve benzeri ekonomik aktiviteler düşer. Yeni iş kurma, yeni projelere başlama eğilimi yavaşlar. Sıcak günler ve haftalar şüphesiz fiziksel ve zihinsel çalışmayı zorlaştırır. Açık havada, dağ veya deniz kıyısında dinlenmek ve eğlenmek çok daha çekici gelir. Bu nedenle çalışanların önemli bir kısmı yıllık izinlerini yaz aylarında kullanmayı tercih ederler. Okulların yaz aylarında tatil olması da çocuklu ailelerin bu dönemleri tercih etmesinin diğer bir nedenidir.
Son ayların en çok satan kitabı “The Secret” çılgınlığı sürüyor. Uçakta, plajda, vapurda, otobüste ya da bir kır kahvesinde hep bu kitap okunuyor. Kimine göre, mutluluğun, zenginliğin sırrını çözüyor, kimine göre ise, hayal tacirliği. Bugünden itibaren “The Secret”ın sırrını çözüyoruz. Bu dizide, “Bir kitap okudum hayatım değişti” diyenleri de bulacaksınız, “Benim yaşamım The Secret”, “İnanmıyorum, bu bir yanılsama” diyeni de. “The Secret”, Türkçe anlamıyla “Sır”rın kapılarını sizin için araladık.
Evet, yaşamak için verdiğimiz mücadele... Savaşıyoruz ve arada yenik düşenler tutunamayanlar, herşeyden soğuyan nefret edenler oluyor... Benim psikolojimin bozulduğu ve çok zor anlar yaşadığım dönemler oldu, belki hala izleri durur... Tutunamayanlar güvensiz, çekingen, sinirli,çaresiz hisseder o duruma gelene kadar, ve toparlanmak çok zordur manevi destek gerektirir.
yeni iş fikirleri iş fırsatları
girişimcilik, iş dünyası, liderlik, pazarlama ve satış konularında yazıların yer aldığı bir oluşum, faydalı!