Pixel pixel benlerim var yüzümde.
Herkes için, Dünyayı daha yaşanır hale getiren bir ayrıntıdır RENK. Benim içinde öyle. Ama biraz daha alengirli hali… Hep kafa karıştırıcı oldu üstünde durdukça daha fazla sulandırdı aklımı.
Sanıyorum 1990 ‘lı yılların başıydı… Suyun ne renk olduğunu anlamaya çalışarak ilk kişisel araştırmama başlamış bulunuyordum. Renksiz olduğunu anlamam uzun bir zaman almıştı.
Sonra biraz büyüdüm, mehtaba karşı oturduğum romantik gecelerden biri. O zamanlar 5 dakikası 1 kontör olamayan telefon görüşmeleri yaparak ergenliği atlatma çabasındayım. Soruyorum kendi kendime “Ay ışığında cisimler neden renksiz gözükürler?” Diye…Dağılıyor telefon konuşması her zamanki gibi…
Ve dönemlerini hatırlayamadığım(2000 li yıllar olabilir) şirazesiz diğer renkli sorularım;
Mavi neden mavi görünür? Yâda beyaz neden beyazdır? İnsanlar giydikleri kıyafetin rengine göre davranışlarını neden değiştirir? Rengârenk olunca sulu-şirin? Siyah olunca asil-düşünceli? Kırmızı da çapkın? Kişiliksiz miyiz ne?
O dönemde internet kafelerde yalnız oyun var, internet yok ve ben iki dolmuşla belediye kütüphanesine gidip bir araştırma yapacak özveriye de hiç sahip değilim. Ve hala aynı şeyler ama çoğu zaman engel olmaya çalışıyorum, kendimi telkinliyorum. Sual yok soru yok düşünme hayır hayır yapma artık şşşşş sakin… Evet güzel böyle devam. ama yok sormalıyıııımm işte.
Acaba diyorum! Tek bir renge bakan 10 kişinin algıladığı görüntü aynımıdır.. Yani gözlerimiz renkleri seçebildiğinden bu yana yeşil denilen rengi aslında bir başkasına göre kırmızı olan renk olarak görüyor olabilir miyiz? Dalga boyu falan boş verin bunları, beynim onu kırmızı görüyorsa? Hep derler ya kırmızı canlıdır falan diye, ya ben siz hep kırmızı canlıdır dediğiniz için hep kendi gördüğüm yeşili canlı bulduysam.. Çok gizemli aslında… Yâda az
Pixel pixel benlerim var yüzümde.
Herkes için, Dünyayı daha yaşanır hale getiren bir ayrıntıdır RENK. Benim içinde öyle. Ama biraz daha alengirli hali… Hep kafa karıştırıcı oldu üstünde durdukça daha fazla sulandırdı aklımı.
Sanıyorum 1990 ‘lı yılların başıydı… Suyun ne renk olduğunu anlamaya çalışarak ilk kişisel araştırmama başlamış bulunuyordum. Renksiz olduğunu anlamam uzun bir zaman almıştı.
Sonra biraz büyüdüm, mehtaba karşı oturduğum romantik gecelerden biri. O zamanlar 5 dakikası 1 kontör olamayan telefon görüşmeleri yaparak ergenliği atlatma çabasındayım. Soruyorum kendi kendime “Ay ışığında cisimler neden renksiz gözükürler?” Diye…Dağılıyor telefon konuşması her zamanki gibi…
Ve dönemlerini hatırlayamadığım(2000 li yıllar olabilir) şirazesiz diğer renkli sorularım;
Mavi neden mavi görünür? Yâda beyaz neden beyazdır? İnsanlar giydikleri kıyafetin rengine göre davranışlarını neden değiştirir? Rengârenk olunca sulu-şirin? Siyah olunca asil-düşünceli? Kırmızı da çapkın? Kişiliksiz miyiz ne?
O dönemde internet kafelerde yalnız oyun var, internet yok ve ben iki dolmuşla belediye kütüphanesine gidip bir araştırma yapacak özveriye de hiç sahip değilim. Ve hala aynı şeyler ama çoğu zaman engel olmaya çalışıyorum, kendimi telkinliyorum. Sual yok soru yok düşünme hayır hayır yapma artık şşşşş sakin… Evet güzel böyle devam. ama yok sormalıyıııımm işte.
Acaba diyorum! Tek bir renge bakan 10 kişinin algıladığı görüntü aynımıdır.. Yani gözlerimiz renkleri seçebildiğinden bu yana yeşil denilen rengi aslında bir başkasına göre kırmızı olan renk olarak görüyor olabilir miyiz? Dalga boyu falan boş verin bunları, beynim onu kırmızı görüyorsa? Hep derler ya kırmızı canlıdır falan diye, ya ben siz hep kırmızı canlıdır dediğiniz için hep kendi gördüğüm yeşili canlı bulduysam.. Çok gizemli aslında… Yâda az
Pixel pixel benlerim var yüzümde.
Herkes için, Dünyayı daha yaşanır hale getiren bir ayrıntıdır RENK. Benim içinde öyle. Ama biraz daha alengirli hali… Hep kafa karıştırıcı oldu üstünde durdukça daha fazla sulandırdı aklımı.
Sanıyorum 1990 ‘lı yılların başıydı… Suyun ne renk olduğunu anlamaya çalışarak ilk kişisel araştırmama başlamış bulunuyordum. Renksiz olduğunu anlamam uzun bir zaman almıştı.
Sonra biraz büyüdüm, mehtaba karşı oturduğum romantik gecelerden biri. O zamanlar 5 dakikası 1 kontör olamayan telefon görüşmeleri yaparak ergenliği atlatma çabasındayım. Soruyorum kendi kendime “Ay ışığında cisimler neden renksiz gözükürler?” Diye…Dağılıyor telefon konuşması her zamanki gibi…
Ve dönemlerini hatırlayamadığım(2000 li yıllar olabilir) şirazesiz diğer renkli sorularım;
Mavi neden mavi görünür? Yâda beyaz neden beyazdır? İnsanlar giydikleri kıyafetin rengine göre davranışlarını neden değiştirir? Rengârenk olunca sulu-şirin? Siyah olunca asil-düşünceli? Kırmızı da çapkın? Kişiliksiz miyiz ne?
O dönemde internet kafelerde yalnız oyun var, internet yok ve ben iki dolmuşla belediye kütüphanesine gidip bir araştırma yapacak özveriye de hiç sahip değilim. Ve hala aynı şeyler ama çoğu zaman engel olmaya çalışıyorum, kendimi telkinliyorum. Sual yok soru yok düşünme hayır hayır yapma artık şşşşş sakin… Evet güzel böyle devam. ama yok sormalıyıııımm işte.
Acaba diyorum! Tek bir renge bakan 10 kişinin algıladığı görüntü aynımıdır.. Yani gözlerimiz renkleri seçebildiğinden bu yana yeşil denilen rengi aslında bir başkasına göre kırmızı olan renk olarak görüyor olabilir miyiz? Dalga boyu falan boş verin bunları, beynim onu kırmızı görüyorsa? Hep derler ya kırmızı canlıdır falan diye, ya ben siz hep kırmızı canlıdır dediğiniz için hep kendi gördüğüm yeşili canlı bulduysam.. Çok gizemli aslında… Yâda az


